Depolama Hizmetlerinin 3PL’e ( Lojistik Hizmet Sağlayıcısı) Devredilmesi
Depolama Hizmetlerinin 3PL’e ( Lojistik Hizmet Sağlayıcısı) Devredilmesi

Depolama Hizmetlerinin 3PL’e ( Lojistik Hizmet Sağlayıcısı) Devredilmesi

Günümüzde, talebin en önemli beklentisi ‘’hız’’dır. Tedarik zincirleri içinde, stok hızında düşüşün görüldüğü, lojistik maliyetlerine ve müşteri talep beklentilerine direk etkisinin olduğu yerler, depolardır. Lojistik maliyetler içinde, depolama giderleri ortalama %20’lerde olmasına rağmen, tedarik zincirlerinin merkezinde birleştirici-düzenleyici unsur olarak yer alması ve aynı zamanda diğer lojistik bileşenleri olan taşımacılık,  stok ve sipariş yönetimi gibi diğer büyük lojistik maliyetlerini direk etkileme yapısına sahip olmasından kaynaklı depolama kararları şirketler için önemli karar alanıdır.

Depolar; genellikle gider merkezi görülmekle beraber, aynı zamanda beklenen veya beklenmeyen müşteri taleplerine yer-zaman yararı olan ve katma değerli hizmetlerin (paketleme, etiketleme, vb.) verildiği alanlardır.

3PL ile sağlanan faydalar

Depolama ve ürüne bağlı katma değerli hizmetlerin belli bir dönem için dış kaynağa ( 3PL) lojistik hizmet sözleşmesi ile devri ile genel olarak; lojistik maliyetlerin azalması , bütçe disiplinin sağlanması, sabit giderlerden kaçınma ve duran varlığa yatırımın önüne geçilmesi, 3PL ölçeğinden – kültüründen faydalanma,  hizmet kalitesinin arttırılması , kaynakların verimli kullanılması, coğrafi açıdan daha geniş ölçekte müşterilere ulaşabilme  ve depolama, dağıtım ve katma değerli servislerin bütünleşik olarak yapılması ihtiyacı hedeflenebilir.

Ancak, depolama hizmetinin dış kaynak kullandırma yoluyla; uzman ekip, ekipman, bilgi işlem ve tesislere yatırım yapan; pazar ve müşteri talep beklentilerine hızlı ayak uydurabilecek, esnek depolama stratejileri geliştiren 3pl firmalara verilmesi, sadece teklif toplanıp sonrasında hızlıca karar alınacak bir süreç değildir.

Dikkate değer hususlar

En uygun depo işletmecisinin seçimi; depolama giderinin düşürülmesinden çok öte, tedarikçi, müşteri ve diğer tedarik zinciri üyeleri ile de deponun etkileşiminin fazla oluşundan kaynaklı, birçok kriterin birlikte değerlendireceği sistem yaklaşımı bakış açısı gerektirir.

Bunun için; öncelikle istenilen hizmet seviyesi ile hedeflenenlerin ve buna uygun kriterlerin belirlenmesi gerekir. En uygun depo işletmecisinin seçimi için, modelleme teknikleri olan AHP ve karma tamsayılı programlama yöntemleri ile analitik olarak belirlenebilir. Bunun için kararı alacak firmanın, doğru işgücü kaynağı yoksa, bu hizmetleri veren tedarik zinciri yönetim danışmanlığı firmalarından destek alınabilir.

Depolama hizmetinin 3PL firmalara devri sürecinde; o dönem ki ihtiyaçtan çok, gelecek dönemlerde oluşabilecek alan, lokasyon ve hizmet talep değişimlerine uygun esnekliği olan, AR-GE çalışmaları yürüten 3PL firmalarını, ihale sürecine dahil etmek, en azından ilk görüşmeler aşamasında firmalara bakış açısı kazandırabilir.

Depolama hizmet ücretlerinin ve yapılacak sözleşme maddelerinin doğru, adil ve eksiksiz olabilmesi için gri alanların bulunmaması esastır. Bunun için firmanın, ihale sürecinde tüm verileri tam ve doğru şekilde Lojistik Hizmet Sağlayıcısı’na (3pl)  vermesi önemlidir. Özellikle, yazılı olmayan ve çalışana bağlı operasyonel süreçler mutlaka açıkça belirtilmelidir. Aksi takdirde, uzun dönemli bir depolama hizmet sözleşmesi, hiç hesapta olmayan finansal ve operasyonel riskleri beraberinde getirebilir.

Firma, anahtar performans kritelerlerini doğru tanımlayıp, belirlemek ve uygulanabilirliğini ve geliştirilmesini sözleşmeye dahil etmelidir. İhale aşamasına tedarik zinciri veya lojistik yöneticisinin dışında, finans, planlama, hukuk, satış-pazarlama ve üst yönetimi dahil etmek son ana gelmiş sözleşmenin geri dönmemesi için esastır. IT süreçleri ile ilgili detaylı testler yapmak, operasyonun aksamaması için hayatidir.

Bu hizmeti dışarıya verme eğiliminde olan firmalar için unutulmaması gereken, rutin toplantılar ve kontroller ile hizmet standartlarının ve sürekli gelişimin 3PL ile beraber garanti altına alınmasıdır. Bunun için ise, klasik müşteri tedarikçi ilişkisinden çok, her iki tarafça iş ortaklığı felsefesi benimsenmelidir. Bunun içinde doğru lojistik veya tedarik zinciri yönetim departmanın şirket için de kurgulanması, istihdam edilip yatırım yapılması gerekir.

Sonuç

Özetle, stokların gittikçe dinamikleştiği ve müşteri hizmet beklentilerinin arttığı bu dönemde, firmalar için ana faaliyetin dışı olan depolama ve katma değerli hizmetlerin, uzman 3PL firmalara devrinin değerlendirilmesi en azından mevcut durumun analizi için bile büyük fayda yaratacaktır.

Eğer depolama ihtiyacı uzun dönemli kontratlı bir hizmet gerektirmiyorsa mevsimsel, takvimsel vb. kısa dönemli depolama hizmetleri esnek tedarik zinciri yönetimi araçları kullanılabilir.

Kısa dönemli depolama platformları sayesinde, farklı 3 PL firmaları ile çalışma imkanı yakalanabilir.

Park Palet (www.parkpalet.com)  kısa dönem için depo alanı arayan şirketlerle kapasite fazlası olan depolama şirketlerini buluşturan Türkiye’nin ilk online B2B depo platformudur. Bu yolla şirketler;

  • Sabit kira ve işletim maliyeti yerine, ürünün ölçeği ve kaldığı süre üzerinden ödeme yapabilir.
  • Mevsimsel ya da ani stok artışları için ihtiyaç duyulan depo alanının, ihtiyaç duyulan süre için kiralayabilir
  • Taleplerin gerektirdiği durumlarda, ihtiyaç olan bölgede, en düşük maliyetle ve/ya en uygun nitelikteki depo işletmecisi ile çalışabilir
  • Standard Park Palet Sözleşmesi ile çok sayıda profesyonel depo işletmecisi ile anında çalışmaya başlayabilir
  • Tüketim veya üretime yakın depolarla, genel lojistik maliyetlerinde düşüş sağlayabilir
  • Farklı noktalarda çok sayıda dağıtım noktası oluşturarak, dinamik bir lojistik stratejisi geliştirilebilir